Berlin’de düzenlenen IFA, teknoloji dünyasının en önemli buluşma noktalarından biri. Geçmişte daha çok televizyon, radyo ve ev elektroniği ürünleriyle tanınan fuarda bugün akıllı telefonlardan robot süpürgelere, yapay zekâ destekli cihazlardan elektrikli otomobillere kadar çok geniş bir ürün yelpazesi sergileniyor. Fuar alanının büyüklüğü ve farklı ülkelerden gelen markaların sayısı, teknoloji sektörünün ne kadar hızlı değiştiğini daha içeri girer girmez hissettiriyor.
Bu yıl IFA’yı basın mensubu olarak ziyaret ettim. Fuarda en çok ilgimi çeken bölümlerden biri Xiaomi standı oldu. Xiaomi denildiğinde çoğumuzun aklına ilk olarak telefonlar, tabletler veya akıllı ev ürünleri geliyor. Fakat şirket artık otomotiv sektöründe de ciddi bir şekilde yer almaya hazırlanıyor. Bunun en dikkat çekici örneği ise fuarda sergilenen tamamen elektrikli Xiaomi SU7 Max’ti.
Aracı ilk kez yakından görme fırsatı buldum. Fotoğraflarda zaten sportif görünen SU7 Max, karşısında durduğunuzda tahmin edilenden daha büyük ve daha dikkat çekici bir otomobil izlenimi bırakıyor. Yaklaşık beş metre uzunluğa, iki metre genişliğe ve üç metrelik aks mesafesine sahip. Tasarımında hem sportif hem de sade bir çizgi tercih edilmiş.
Xiaomi standındaki görevliler aracı içeriden incelememe de izin verdi. Sürücü koltuğuna oturduğumda ilk dikkatimi çeken şey, kokpitin oldukça modern ve düzenli görünmesiydi. Gereksiz sayıda düğme yerine birçok işlev büyük orta ekran üzerinden kontrol ediliyor. Oturma pozisyonu alçak ve sportif olsa da iç mekân oldukça geniş hissettiriyor.
SU7 Max’in teknik özellikleri de oldukça iddialı. Üreticinin verdiği bilgilere göre araç 0’dan 100 kilometre hıza 3,08 saniyede ulaşabiliyor ve 265 km/s azami hıza sahip. Çin’de kullanılan CLTC ölçüm sistemine göre açıklanan menzili 835 kilometreye kadar çıkıyor. Uygun hızlı şarj koşullarında bataryanın yüzde 10’dan yüzde 80’e yaklaşık 12 dakikada şarj edilebildiği belirtiliyor. Ancak CLTC menzil değerlerinin Avrupa’da kullanılan WLTP ölçümleriyle doğrudan karşılaştırılamayacağını da unutmamak gerekiyor.
Beni araçta en fazla etkileyen konu ise bu rakamlardan çok yazılım oldu. Sistemi kısa süre inceleyebildim ancak ekranlar arasındaki geçişlerin akıcı olması ve menülerin kolay anlaşılması hemen dikkatimi çekti. Yazılım, sonradan araca eklenmiş bir özellik gibi durmuyor. Aksine otomobilin en başından beri bu sistemin etrafında geliştirildiği hissini veriyor.
Xiaomi’nin telefonlar ve akıllı ev ürünleri konusunda yıllardır edindiği deneyim burada açıkça görülüyor. Araç, telefon ve evdeki diğer akıllı cihazlarla aynı sistemin bir parçası hâline getirilebiliyor. Klima, navigasyon, multimedya ve farklı araç ayarlarına tek bir ekran üzerinden ulaşılabiliyor. Kullanıcı araca bindiğinde tamamen yabancı bir sistemle karşılaşmak yerine, telefonundan tanıdığı dijital dünyanın devamını görüyor.
Aracı kullanmadığım için sürüş özellikleri, yol tutuşu veya gerçek menzili hakkında bir değerlendirme yapamam. Fakat iç mekân ve yazılım açısından edindiğim ilk izlenim oldukça olumlu oldu. Özellikle sistemin kullanım hızı ve genel bütünlüğü, birçok geleneksel otomobil üreticisinin hâlâ zorlandığı bir konuda Xiaomi’nin ne kadar iddialı olduğunu gösteriyor.
Bence Alman otomobil üreticilerinin Çin’den gelen bu rekabeti ciddiye alması gerekiyor. Çin otomobillerini yalnızca ucuz alternatifler olarak görmek artık gerçeği yansıtmıyor. Xiaomi gibi şirketler tasarım, performans, batarya teknolojisi ve özellikle yazılım konusunda çok hızlı ilerliyor.
Alman markaları hâlâ üretim kalitesi, mühendislik tecrübesi ve güçlü marka geçmişleriyle önemli avantajlara sahip. Fakat gelecekte iyi bir otomobil üretmek için yalnızca güçlü bir motor ve kaliteli bir iç mekân yeterli olmayacak. Yazılımın ne kadar hızlı çalıştığı, telefonla ne kadar iyi bağlantı kurduğu ve güncellemelerin ne kadar kolay yapıldığı da giderek daha önemli hâle geliyor.
SU7 Max şu anda Çin dışında resmi olarak satılmıyor. Buna rağmen IFA’da sergilenmesi, Xiaomi’nin Avrupa pazarına yönelik hedefleri açısından önemli bir işaret. Önümüzdeki yıllarda Çin’den dünya pazarına çok daha fazla hızlı ve daha kaliteli otomobil gelecek. Alman üreticilerin özellikle yazılım konusunda hızlanmaması hâlinde işleri düşündüklerinden daha zor olabilir.
Basın kartı tek başına giriş kartı değil
Burada önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekiyor: Basın kartına sahip olmak, IFA’ya otomatik olarak ücretsiz giriş hakkı sağlamıyor. Gazetecinin fuar öncesinde IFA’nın basın akreditasyonu için başvurması ve bu başvurunun onaylanması gerekiyor.
Onaylanan gazetecilere verilen IFA basın akreditasyonu, fuar süresince normal ziyaretçi bileti satın almadan giriş yapma olanağı sağlıyor. Basın kartı ise akreditasyon başvurusunda gazetecilik faaliyetini belgeleyen önemli belgelerden biri.
Fuar alanında da basın kartını yanınızda bulundurmakta yarar var. Bazı firmalar gazetecilere basın dosyaları, tanıtım materyalleri veya küçük promosyon ürünleri sunabiliyor. Ancak bunlar basın kartının sağladığı bir hak değil, firmaların kendi uygulaması.
Gazeteciler için en önemli olanaklardan biri de Media Center. Buradaki çalışma alanlarında internet ve elektrik bağlantısından yararlanmak, haber yazmak, fotoğrafları düzenlemek ve cihazları şarj etmek mümkün. Benim ziyaretim sırasında gazetecilere ücretsiz içecekler de sunuluyordu.
Kısacası: Basın kartı gazeteci olduğunuzu belgeliyor, IFA’ya girişinizi ise onaylanmış basın akreditasyonu sağlıyor.
Suha GÖREN – 04.09.2026
Fotoğraflar: Suha GÖREN ve Messe Berlin
İlk yorum yapan olun