Boğaziçi’nden Avrupa’ya Yansıyan Bakışlar: Berlin’de İstanbul Sergisi Açıldı

Berlin – İstanbul, yüzyıllar boyunca yalnızca bir imparatorluk başkenti değil, aynı zamanda Avrupa hayal gücünü besleyen güçlü bir imge oldu. “1500’den –1800’e İstanbul’a Bakış ” sergisi, bu çok katmanlı ilgiyi mercek altına alarak meraklılarını Osmanlı başkentinin Avrupa sanatındaki izlerini yeniden okumaya çağırıyor.

Berlin Kulturforum Müzesi Yöneticisi Mechtild Kronenberg, Kupferstichkabinett Yöneticisi Dagmar Korbacher, Küratör Mailena Mallach, Kupferstichkabinett Müzesinde 12 Şubat 2026’da büyük bir sanatsever katılımıyla “Bosporus Beats” sergisinin açılışını gerçekleştirdi.

13 Şubat’tan 31 Mayıs 2026’ya kadar Berlin Kulturforum’da görülebilecek sergi, çizimler, baskı resimler ve nadir kitaplar aracılığıyla İstanbul’u egzotik bir dekor olarak değil, Orta Avrupa ile Osmanlı dünyası arasında süregelen karşılaşmaların merkezinde konumlandırıyor. Serginin başlığındaki “beats” (ritimler), Boğaziçi kıyılarındaki bu canlı metropolden Avrupa’ya yayılan sanatsal, düşünsel ve kültürel titreşimlere gönderme yapıyor. Sergi İstanbul’u tek boyutlu bir “Doğu” imgesi olarak sunmak yerine, yüzyıllardır süren karşılaşmaların, yanlış anlamaların ve karşılıklı etkilenmelerin sahnesi olarak ele alıyor.

Pollaiuolo, Dürer, Coecke van Aelst, Rembrandt, Liotard ve Chodowiecki gibi Avrupa sanat tarihinin önde gelen isimlerinin eserleri, Avrupalıların Osmanlı ve Türk kültürüne duyduğu merakı, hayranlığı ve kimi zaman da korku ve önyargılarla şekillenen bakışlarını ortaya koyuyor. Sergide yan yana gelen bu yapıtlar, estetik beğeni ile propaganda arasındaki ince çizgiyi görünür kılıyor.

Perspektifin Gücü

Serginin temel eksenlerinden birini “perspektif” kavramı oluşturuyor. Bu bağlamda, 18. yüzyılın sonlarında İstanbul’da uzun yıllar yaşayan Alman-Fransız mimar ve ressam Antoine Ignace Melling’in gravürleri özel bir önem taşıyor. Sultan III. Selim ve Hatice Sultan için çalışan Melling, İstanbul’u hem içeriden hem de dışarıdan gözlemleyen nadir Avrupalı sanatçılar arasında yer alıyor.

Paris’te yayımlanan İstanbul görünümleri, sanatçının kendi bakış noktasını ve görüş alanını işaretlediği topografik bir harita eşliğinde sunuluyor. Bu yöntem, ayrıntılı ama aynı zamanda hayal gücüyle zenginleştirilmiş şehir tasvirlerine inandırıcılık kazandırıyor. Yazar Orhan Pamuk, Melling’in gravürlerini İstanbul’un en güzel betimlemeleri arasında sayarak, bu imgelerde içsel ve dışsal bakışların iç içe geçtiğine dikkat çekiyor.

Tarihsel Anlatıdan Güncel Sorulara

Sergi, 1453’te Konstantinopolis’in Osmanlılar tarafından fethinden başlayarak 1763’te ilk Osmanlı elçiliğinin Berlin’de Prusya ile diplomatik ilişkiler kurmasına kadar uzanan geniş bir zaman dilimini kapsıyor. “Temas”, “Seyahat”, “Savaş”, “Propaganda” ve “Oryantalizm” başlıkları altında kurgulanan bölümler, hem sanatçıların hem de izleyicilerin perspektiflerini sorguluyor. Bu tarihsel anlatı, çağdaş sanatçıların işleriyle bilinçli bir diyaloğa giriyor. Nevin Aladağ, Işıl Eğrikavuk ve Esra Gülmen, aidiyet, kimlik, göç, dil ve önyargı gibi güncel meseleleri ele alan yapıtlarıyla sergiyi bugüne taşıyor. Tarihsel imgelerle çağdaş yorumlar arasındaki bu karşılaşma, sergiyi günümüz tartışmaları için bir düşünme alanına dönüştürüyor.

Edebiyatla Genişleyen Bir Sergi

Sergiye edebi bir katman kazandırmak amacıyla, siyaset bilimci ve yazar Ozan Zakariya Keskinkılıç, seçili eserler üzerine kısa metinler kaleme alıyor. Bu metinler, sanat tarihsel yorumları edebi bir duyarlılıkla tamamlıyor ve sergi süresince Berlin Literaturhaus’ta düzenlenecek bir etkinlikte okunacak.

Haber: Nuray Kibar – 13.02.2026
Fotoğraflar: Mustafa Temel

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*